28 Şubat

28 ŞUBAT

Öyle bir kış yaşadık ki tıpkı zemheri gibi,
Dört yandan sardı bizi bir ateş çemberi gibi.

O günleri görmeyene sözlerim masal gelir,
Bizim ne çektiğimizi ancak yaşayan bilir.

Ne desem ne söylesem de anlatamam ki size,
Öyle bir cehennem hali yaşattılar ki bize!

Bunca zulüm reva mıydı bu vatan evladına?
Bir isim uydurup irtica dediler adına.

Ne hayaller yıktılar ne ümitler söndürdüler!
Bu güzel memleketi darül harbe döndürdüler.

El uzattılar o masum kızların türbanına,
Göz diktiler bu milletin deri ve kurbanına.

Neden kılık kıyafetimizle uğraştı bunlar?
Marifeti kıyafette sanıyordu mecnunlar.

Türbanlı avındaydı o işgüzar rektörleri,
Onlardı irtica korosunun baş aktörleri.

Okulun dış kapısından geri çevrilen kızlar,
Ağlayıp sızlasalar da anlamaz vicdansızlar.

Kimimizi işten atıp perişan eylediler,
Suçumuz neydi bizim bize mürteci dediler?

Gün onların günüydü tank ve tüfek onlardaydı,
Sanırsınız savaş çıkmış tankları yollardaydı.
.
Düşman bile yapmaz bunların bize yaptığını,
Anlayamadık biz bunların neye taptığını.

Ne sesimizi duyan oldu ne tutan elimizden,
Yerlerde sürünsek bile dönmedik yolumuzdan.

El açıp da halimizi arz ettik Rabbimize,
O anlar ancak bizi, O merhamet eder bize,

Mazlumun ahı Arş’a çıkarmış bilmez misiniz?
Meyhane duvarına çarpar ancak sizin sesiniz.

Zulüm devam etmezmiş devran tersine döndü,
Bize zulmedenlerin yıldızı çok çabuk söndü.

Hani bin yıl sürecekti sizin saltanatınız?
Ne oldu, pek çabuk tökezledi şahbaz atınız?

Bize zulmedenler şimdi mezarda yatıyorlar,
Onların artıkları hala dil uzatıyorlar.

Rabbim o kara günleri bir daha göstermesin,
O soğuk rüzgârları bağrımıza estirmesin.

Bitmedi burada henüz onlarla hesabımız,
Öbür tarafta olacak bizimse gazabımız.

Kabir paklamaz bunları, iyi ki cehennem var,
Şimdi versinler hesabı orda sonsuza kadar

Ne zaman o güruh topluca cehenneme gider,
İşte o zaman gerçek adalet tecelli eder.

Seyyid IRMAK

Seyyid Irmak