Cuma Hutbesi: “Takva: Rabbimizin Rızasını Diri Tutma Bilinci”

Cuma Hutbesi: “Takva: Rabbimizin Rızasını Diri Tutma Bilinci”

 

Cuma Hutbesi: “Takva: Rabbimizin Rızasını Diri Tutma Bilinci”

 

“İnsanlar nazarında kişiyi yücelten malı ise de Allah katında onu yücelten takvasıdır.” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 49)

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir defasında ashabına, “Öyle bir ayet biliyorum ki, eğer insanlar ona sarılsalar, hepsine yeter.” buyurdu. Ardından şu ayet-i kerimeyi okudu: “Kim Allah’a karşı takva bilinci içerisinde olursa Allah da ona bir çıkış yolu ihsan eder.”[1]

Allah Resûlü (s.a.s), bu sözüyle her türlü sıkıntı ve zorluktan kurtulmanın, dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmanın yolunu bizlere öğretmiştir ki o yol, takvadır.

Aziz Müminler!

Takva, Rabbimizin rızasını diri tutma bilincidir.

Hoşnutluğunu kaybetme kaygısıdır. Sorumluluklarımızın idrakinde bir ömür geçirme gayretidir. Takvalı olmak, tıpkı dikenli bir yolda yürürken vücudumuzun zarar görmemesi için gösterdiğimiz hassasiyete benzer.  Böyle bir yolda bedenimizin zarar görmemesi için hassas davrandığımız gibi hayatımızda da günah ve haramlara bulaşmamak için çırpınışımızın adıdır takva.

Kıymetli Müslümanlar!

Takvanın ilk derecesi, İslam’ın özü olan kelime-i tevhiddir. Yani لَا اِلَهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ “Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed, Allah’ın Resûlüdür.” demektir. Takva sahibi her mümin, bu sözü kalp ile tasdik dil ile ikrar eder. Kendisini yoktan var eden Rabbine, dinini öğreten Peygamberine gönülden iman eder. Allah ve Resûlünü herkesten ve her şeyden daha çok sever.

Takvanın ikinci derecesi Allah ve Resûlüne itaattir. Kur’an-ı Kerim’de buyrulduğu üzere, Allah katında en değerli olan, O’na itaatsizlikten en çok sakınandır.[2] İtaat, takva elbisesine bürünmekle olur.

Adaleti ayakta tutar, verdiği söze riayet eder. Kul ve kamu hakkını gözetir. Anne babasına, akraba ve komşusuna, tanıdığına ve tanımadığına iyi davranır. Kazancının helal ve temiz olmasına dikkat eder.  Elini, dilini, gözünü ve gönlünü hep Allah’ın razı olacağı işlerde kullanır.

Takvanın zirvesi ise kalbimizden mâsivâyı yani Allah’tan gayrısını söküp atmaktır. Resûl-i Ekrem (s.a.s) eliyle göğsünü işaret ederek üç defa, “İşte takva buradadır.”[3] buyurmuştur. Takva ehli mümin, kalbini kirleten kötü duygulardan, fena huylardan, kaba davranışlardan sakınır. Kalbi karartan büyük günahları işlemeyi, küçük günahlarda ısrar etmeyi ateşten bir kor parçası gibi görür.

Değerli Müminler!

Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “İnsanlar nazarında kişiyi yücelten malı ise de Allah katında onu yücelten takvasıdır.”[4] Öyleyse geliniz, Allah katındaki değerimizi artıracak, dünya ve ahirette yüzümüzü ağartacak olan takva elbisesine bürünelim.

Unutmayalım ki Cenâb-ı Hak, takva ehlini dostu olarak görüyor. Muttakilere, korku ve hüzünle karşılaşmayacaklarını müjdeliyor.[5]

 

[1] Dârimî, Rikâk, 16; Talâk, 65/2.

[2] Hucurât, 49/13.

[3] Müslim, Birr, 32.

[4] Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 49.

[5] Yûnus, 10/62-63.

.