Güzel

Taneleri gittikçe irileşen yağmur damlalarının cama tıklatmasıyla irkildiğim gibi oldum ilk anda,
Oysaki yeni doğmuş tay gibi ordan oraya koşturan deli cesaretim vardı.
Kim bilebilirdi çerçevenin ardına gizlenmiş bir çift mavi gözün beni durduracağını.
İşte ben sana,
Gamsızlığımın örttüğü teslim olmak istemeyen korkak ve özgür ruhumla geldim.
Daha büyümemiş ama her şeyi bildiğini sanan küçük kız çocuğu gibi geldim.
Hayattaki sevgisizliğini dünyadan çıkaran öfke dolu bakışlarımla geldim.
Gözlerinin de diğer her şey gibi gideceğini düşünen kendinden emin edamla geldim.
Hayat gibi ben de yanıldım geldim gördüm ve sevdim.
Sevdim ama nasıl derseniz,
Mürekkebi kurumadan aklına gelen cümleyi yazmaya çalışan yazar telaşı ve tutkusuyla,
Hemen büyümek isteyen küçük bir çocuk sabırsızlığıyla,
Yakını ölen meczubun ondan kalan hatıra bir eşyaya verdiği kıymetle,
Acıkmış susamış insanların gözünün içine bakan bir sokak kedisinin yaşama umuduyla,
Yeni doğmuş bebeğin annesinin kokusunu tanımasındaki mucizeyle sevdim.
Hayatın temelini oluşturan bu duyguların temeli kiminle işlendi derseniz,
Başa dönelim o zaman
Gider sandığım gözlerle.
Şayet nasıl oldu derseniz,
Ne satılmış düşlerle ne toz pembe hayatlarla ne de daimi huzurla .
Yalnızca sevgi, bağlılık ve mücadeleyle…
Yılgın bir devletin tükenmiş halkı gibiyken
Küllerinden doğmuş bir medeniyete dönüşen ruhlarımızı saran aşkımızın gücüyle
Seninle açtım seninle solmak ümidiyle…

Yağmur Güncesi 2