Hepimizi Tanıyorum

Hepimizi tanıyorum
Organiğiz diye ete kemiğe bürümek istiyoruz herşeyi
Noktanın tanımına uyan gökdelenler
Metal yorgunluğuna teslim götürgeçler
Alfabede harf bırakmayıp, hayır beklenen kuşaklar
Yorulduğu doğrudur etin, metalin ve betonun
Sevmek yetseydi, sadece sevgiyle yoğrulurdu dünya
İliklerimizdeki ilkeler, dikliğini verir duruşumuza
Bazen de omurgamızdandır, parmaklıklar ardında olmamız

Hepimizi tanıyorum
Çehrelerdeki hayal kırıklığıdır en iyi bildiğim
Önce hareketsiz kalıp kaynatmaya çalıştık
Sonra vitamini kabuğumuzda aradık
Zamanında konuşmayınca, yüzleştik kulak tıkadıklarımıza
Yüzümüzün düzleşip silinmesinden korktuk
Aynı revirde göz göze gelmesek de
Derdi aynı olanlar derneğinde çayımızı yudumladık
Şimdilerde ise baston en sağlam dayanağımız

Hepimizi tanıyorum
Hamurumuzda su var diye değil sudan bahaneler
“Öyle gerekti” sakızı gevşek ağızlarda
Yoğrulduğumuz rüyalar aynı
Uçmayan var mı ki kırk yılda bir de olsa
Yorulduğumuz yollar da aynı
Yokluğa yakınsıyoruz yokuşlu serüvenimizde
Şizofren değiliz inerken kendimize omuz verdiğimizi görürsek
Tırnak içinde azizim, sırtımız tırnak içinde

Hepimizi tanıyorum
Eskiden kırbaç izlerinde ürüyordu kölelerin larvaları
Şimdilerde rutine binen otobüs ekosistemindeyiz
Monotonlaşan tontonların tonlarca derdi
Gençlerin tutamaçlarına dokunan ellerin kiri
Kağnı hızına ayarlanmış azami hız sınırları
Bir koltuk kapma kavgasıdır gidiyor
Camdan gözler olmasa yerdik birbirimizi
Parazitimiz artık kulelerin sinekleri

Dedim ya tanıyorum hepimizi
Kumaşlarımız aynı, ipliğimiz aynı
Pazara çıkarılmayı bekliyoruz sadece

Yusuf Aktaşçı