Ölülerin Hatıra Defteri

Pul kadar hükmü yok deyip yine de yaladık toprağı
Ölümü tadacaklara yazıldı buraya karalananlar
Kalbi gibi temiz sayfasını açanlar
İster misiniz bir hatıra defteri olsun yüzyıl sonrasına
Nerdesiniz ey dağları delenler
Nerdesiniz doymayan göz bebekleri
Nerdesiniz kınası kurumadan kanı kurutulanlar
Kurşun askerlerin ardına gizlenenler
Siz de bekliyor muydunuz ap ansız geleni
Aşkların kazındığı ağaçlar tabutlara dönüştü
Artık omuzlarda taşınıyor her kişi niyetine
Yolu gözlenenlerin mektupları birikmiş çekmecelerde
Kuru sıfatıyla, zamanın kemirdiği bedenlerini giydirenler
Nerdesiniz tahtakurularının ritmine ayak uyduran kızlar
Nerdesiniz üzerine şiirler yazılmış güller
Hayratına yaptırdığınız çeşmeler de kurudu
Kırık kitabeleri de alfabeyi söken bebelere talimgah
Nerdesiniz üçüncü sayfa haberleriyle üzeri örtülenler
Bulutlara özlemin şekilciliğine takılanlar
Halbuki doğarken hepimiz küp şekerlerdik
Sıcak hayallerle pamuk şekere dönüştük
Nerdesiniz güneşin döngüsünde eriyip tadı kaçanlar
Dokuz ay on da günde gelip, bir ömür gördük
Ve yenmek istedik sabun köpüğüne yansıyan kirli yüzleri
Nerdesiniz “Keşke sadece doğum lekelerimle kalsaydım” diyenler
Nerdesiniz şehvetin salyasında boğulanlar
Dünyayla en az yüzde elli bir ortaklığı olduğunu zannedenler
Kırk dokuz yıllığına bile kiralayamadınız hayatı
Nerdesiniz ağaçkakanlarla aynı geni taşıyan başakakanlar
Her ne kadar sekebilse de su yüzeyinde taşımaz taştan kalpleri
Son düdüğünü çaldığını biliyor muydu batan gemiler
Son yolcusunu indirdiğinin farkında mıydı raydan çıkan trenler
Nerdesiniz yankısından korkulan havalı kornalar
Son Z raporunu alıp gitme vaktim geldi
Alacaklarım kara defterimde yazılı
İadesiz taahhütsüz gönderiyorum geriye kalacaklara
Yaladığım pulun tadı da ağzımda
Ölülerin hatıra defteriymiş şu Dünya

Yusuf Aktaşçı