Rüzgar Sürgünleri Kırmış

” öyle başını alıp gidilir mi bir ömür
sürgün olur savrulursun ey! gönül “

ah! çocuk
gariban bir çaresizliğin içinde
büyüttüm ben seni
içi boran, içi fırtına olan bir evde
soğuk nasılda gafil avlıyordu insanı
nasılda bıktık ama biz
o karanlık tünelden el ele çıktık
o yüzden kaybetmek istemediğim
en nadide parçamsın, şimdi
kimsesizliğe şahit olmuş gözlerimin
karanlık yağmurlarına bakma sen
hep üşüyen kalbin suçu bu bizim değil
öyle galeyana gelip de gitme
gidip de bizi kör bir kuyuya itme

bak zamanında boyun eğmediğim
diz çökmediğim acılara
bugün hatırlarken diz çöküyorum
yıllarca direnen yüreğimi selamlayarak
asıl şuan hayata sımsıkı sarılacağız
bunca yıl dimdik durdukta
şimdi ufak bir rüzgarla mı dağılacağız
aman diyeyim çocuk sırtını dönme
dönüp de ikimizi birden
dipsiz bir kuyuya gömme

” öyle başın eğip nere gidersin gönül
ömür denilen şey zaten bir avuç kömür “

ah! içimde
elimi hiç bırakmayan çocuk
neredeyse gün atacak hala yoksun
kuş oldun havaya mı uçtun
yer yarıldı içine mi göçtün
araladığım her perdenin ardı
senin karanlığına açılır
her araladığım kapının ardında
tenha bir yalnızlık çarpar yüzüme
bir küskünlük havası seziyorum
bir kırılmışlık senfonisi bu
sana değildir ki hiç bir sözüm
olanca sitemim kendime, geçmişime

söyle sessizlik yemini mi ettin
yoksa suskunluk orucu mu tuttun
ses ver de ruhum bayram yeri olsun
korkma çocuk korkunla beni korkutma
ve ölüm elimden tutana kadar
sakın elimi bırakma, kaybolursun
içerleyip bir söz ile gitme
ipsiz kurumuş bir kör kuyuya kendini itme

” her şeye canını sıkma ey gönül
ne bu dertler kalıcı ne de bu ömür “

ah! çocuk unuttun mu
gariban bir yetimliğin içinde
büyüttüm ben seni, içi öksüz
içi hüzün kokan bir evde
ne mücadeleydi ama
tüm önyargıları yıktık ve biz
kaç kanlı savaşa battık çıktık
o yüzden kopmak istemediğim
en güçlü parçamsın gitme
gidersen son güneşte gider yüzümden
kararır hava, kar yağar kalbime
ne yapsam da ışık vermem dibime

duru ve durgun akan
bir temiz nehir gibi konuş, konuş ki
kulağımın çorak topraklarına
yağan cümlelerin ruhumun,
içi kan damlayan mürekkebin
bereketi olsun, şiir sebebim
en güvenli yerinde kal ve dur orda
geçmişe hiç bir yere gitme
beni kendini bir kör, bir karanlık,
bir derin kuyuya itme…

” aksa da gitse de bir hız ile şu ömür
her nefesi yaşadığıma değdi ey gönül “

Esra Kaya