Sonbahar Güneşi

sonbaharın hüznü sarınca ağaçları
yapraklar soluğu dipte arar
bir bahar seliyle düşmüştü kırağı

gölgelerin adımlarında umut
kırıldıkça büyür gül kokusu
gül rengine boyanır gözlerin feri
bulutlar duyar serçenin yüreğini

durakta bekleyen kuş
nasıl ürküp kaçıyorsa kaçıyordu
tepeden tırnağa kıvrılarak akıyordu yalnızlık

kızıl ateş şarkı söyleyince
saplar bağrına dikeni
kanatarak matem rengine bürünür

parçalı düş, kırık ayna, yalnızlığa çıkar adalar
gidiş durur tabakta
yürekte gözyaşıyla büyüyen peygamber çiçeği
ruhu sarmıştı bulutlar

ayrılık çoğaltır yalnızlığı
beyazdır el, erir aynalarda yanan mumda
küllerinden doğmak için
bir enkazın dibine birikmiş mağma gibi
erimeliydi acılar
bir kelebeğin yükselişiyle kan ferahlar

göğün perdesi açılır, gecenin yıldızlarını yakarda gözlerim
ruh vuslatıyla yüreğime damlar yıldızlar
yıldızlara bakarken küllenirim

gözlerim bir gonca gibi açılıp
kalbimden kirpiklerim tuvale damlayarak
resmederdi güneşi

ikibinondokuz

Müzehher Gökmen